İslam Turizminin Başkenti

İslam Turizminin Başkenti

İslam turizminin kalbi

Müslümanların bitmek bilmeyen özlemi:  Mekke ve Medine.

Her yıl milyonlarca Müslüman, Mekke ve Medine’ye gidiyor. Kimisi umre ziyaretinde bulunuyor kimisi ise Müslümanlara farz olan hac ibadetini yerine getiriyor.

Mekke ve Medine Müslüman insanlar için en önemli 2 şehirdir. Her Müslüman fırsat bulduğu ilk anda bu iki önemli şehre gitmek ister. Her gezide olduğu gibi Mekke ve Medine’yi gezerken de bir tur rehberi şart. Diyanet İşleri Bakanlığında çalışmakta olan ve gezi boyunca bize rehberlik yapan bir rehberimiz vardı. Mekke ve Medine hakkında şu sözleri söyledi : ‘ Mekke ve Medine’ye gelen insanlar şunu bilmelidir ki, burası bir tatil beldesi değil, burası öylesine gelip gezilecek bir yer değil. Buranın bir ruhu var ve insanlar inandıkları Allah ve saygı duydukları, canları olan peygamberlerinin yaşamını anlamak için geliyorlar. Buralar tamamı ile ruhani yerler. Hissetmek ve yaşanılan zorlukları anlamak gerek.’

Türkiye’den Arabistan’a ve dolayısıyla Mekke ve Medine’ye gitmek, orayı ziyaret etmek isteyenleri tek bir konuda sıkıntı yaratır o da; Bütün uçuşlar, İstanbul üzerinden gerçekleşiyor. Yani Türkiye’nin herhangi bir şehrinden önce İstanbul’a gelmeniz gerekmektedir sonra ise Arabistan’a. Teoride bir zorluğu görünmese bile İstanbul Havalimanında bekleme süreniz ortalama 6 saat civarı. Arabistan’a vardığınızda ise sıkı bir güvenlik kontrolünden geçiyorsunuz. Genellikle insanlar önce Mekke’ye sonrasında ise Medine’ye gidiyorlar. Mekke’de umre ibadetlerini yaptıktan sonra Medine şehrini geziyorlar. Az sonra aşağıda da Mekke ve Medine farkını anlatacağım lakin burada bir ön bilgilendirme yapmak istedim. Çünkü bu iki şehir de birbirinden oldukça farklı. Gerek gezilecek yer bakımından gerekse de insanları açısından. Tabii ki bir genelleme yapmak hem mümkün değil hem de etik değil. Ben sadece karşılaştığım insanlar hakkında bir yorumda bulunacağım.

Bir araştırmacı gözüyle kutsal topraklar

Mekke ve Medine, Müslümanların en önemli şehirlerinden. Fakat bu iki kutsal şehre araştırmacı gözü ile bakıldığında ortaya çok farklı sonuçlar çıkıyor. Kadına verilen değerden bahsedelim önce. Kadın ve kadın kavramı neredeyse yok. Çünkü orada kadınlar sadece belli sebepler ile hayatta kalabiliyorlar. Örneğin; erkek çocuk doğurmak (doğurabilmek) gibi. Kadının değer kıstası sadece bu. Ardından otelde kaldığımız süre boyunca yanımızdaki rehberden hep ne yapmamız gerektiği ya da ne yapmamız gerektiği hakkında cümleler duydum. Örneğin; taksiye kadın başımıza binmemeliymişiz. Bu cümleye cinsiyetçi bir şekilde yaklaştığımızda çok farklı anlamlar çıkarabilsek dahi gerçek bir bakış açısı ile bakmak lazım. Çünkü oradaki taksicilerin kadın kaçırma konusunda baya meşhur bir ünü var. Hadi taksiye tek başımıza binmedik diyelim. Yanımızda bir bey var ve onunla bir yeri ziyaret etmek istiyoruz. Böyle bir durumda da ilk önce erkeğin taksiye binmesi gerekiyormuş. Bunun sebebi de yine taksicilerin yukarıda söylediğim o meşhur ünü. Taksiye önce kadın bindiği zaman şoför gaza basıp kaçabilme kapasitesine sahipmiş. Tüm bunların ardından yine rehberimiz bize yerde ne bulursanız bulun kesinlikle almayın uyarısında bulundu. Bunun sebebi ise diyelim ki önünüzde yürüyen bir insan var ve cebinden ya da çantasından bir miktar para, cüzdan gibi bir şey düşürdü. Eğer siz o an cüzdanı vermek için eğilip alırsanız ve ona vermeye kalkarsanız ve o kişi sizden şikayetçi olursa vay halinize! Hırsızlık suçu ile yargılanıyorsunuz ve baya ağır bir ceza almış oluyorsunuz.

Mekke ve Medine farkı

Mekke ve Medine birbirlerinden tamamı ile farklı 2 şehir. Çünkü: Mekke sokakları aşırı pisken Medine sokakları deterjanlı sular ile yıkanıyor. Mekke insanları, oraya gelen turistlere kötü davranırken, Medine insanları güler yüzlü ve sıcakkanlı. Aynı konu turistler alışveriş yaparken de ortaya çıkıyor. Mekke’ye gittiğimizde tur rehberi ile alışverişlerimizi Medine’de yaparsak daha kaliteli ve daha ucuz eşyalar bulabileceğimizi söyledi. Gerçekten de Medine, Mekke’den çok daha ucuz. Fakat bazı ürünlerde kalite farkı da olabiliyor. Bunun yanı sıra Arabistan’dan sakın seccade almak gibi bir gaflete düşmeyin çünkü çoğu Türkiye’den oraya gidiyor ve buradaki seccadelerden pek bir farkı yok, fiyatının pahalılığı dışında tabii.

Hangi mevsimde giderseniz gidin çok sıcak

İki şehir de gerçekten çok sıcak, orada yaşayan insanlar bunu fark etmese bile siz yılın hangi ayında giderseniz gidin mevsim daima yaz ve çok sıcak. Sadece Medine sabahları biraz serin olabiliyor. Ne olur ne olmaz mantığı ile yanınıza ince bir şal almayı tercih edebilirsiniz. Lakin ben Şubat ayında gittim diğer aylarda nasıl olur bilemem. Medine’de camileri gezerken şunu fark ettim: Gece gezerken orta alanlarda boyutları normalden çok fazla büyük direkler bulunuyor ve aynı zamanda geceleri şehri aydınlatıyor. Bu direkler gündüz olduğunda ise şemsiye gibi açılıp insanları güneşten koruyor. Gerek yapı olarak gerekse de görsellik olarak Medine şehrine çok yakışmış.

Arabistan’da Türk kahvaltısı yapmak mümkün

Kabe’nin tam karşısında bulunan bir alışveriş merkezinin içinde bir Türk lokantasına rastladım ve orada Türkiye’den gelen simitler, poğaçalar vardı. Fiyat olarak bir tane simit on iki Türk lirasına tekabül ediyor. Bunun dışında normal fastfood markaların dışında kendilerine ait markalar da mevcut. Alışıla gelen normal hamburgerlerin dışında kendilerine özgü bir baharat ile yapıyorlar. Tadı gerçekten de çok güzel, denemenizi tavsiye ederim.

Arabistan’da günlük yaşam

Arabistan, tamamı ile erkeklerin egemen oldukları bir ülke. Çünkü sokakta kadınlar, kocalarının arkasında yürümek zorunda. Bir markete ya da bir yere yemek yemeye gittiğiniz zaman hesabı erkeğin ödemesi gerekiyor. Kadınlar için ayrı bir hesap sırası, erkekler için ayrı bir hesap sırası var. Yemek yenileceği zaman ise insanların oturdukları ortak bir alan mevcut değil, çünkü: Yemek yenilecek alanlar, odacıklar şeklinde ayrılan, kapıları kapalı yerler.

Mekke ve Medine’de gezilecek yerler

Hira mağarası, kesinlikle gezilmesi gereken yerler listesinde yer almalı. Çünkü: Hz. Peygambere ilk vahyin geldiği yer olma özelliği taşıyor. Sevr Mağarası, Hz. Peygamber ile Hz. Ebu Bekir’in birlikte müşriklerden korunmak amacıyla mağaranın içine girdikleri ve üç gün boyunca saklandıkları mağaradır. Arafat, umre ibadeti yapanlar için farz olmasa da hac ibadetini gerçekleştirecek olan insanların kesinlikle uğraması gereken bir yerdir. Nemire Mescidi, Arafat’a kadar gelmişken bu camiyi görmeden gitmeyin. Akabe bir diğer adı ile Biat Mescidi, burasının en önemli tarihi özelliği ise: Hac mevsiminde Medine’den gelen sahabelerin Hz. Muhammet ile buluşarak ona biat yani inandıkları yer olması. Cin Mescidi, Cinlerin, Kur’an-ı Kerim’i dinledikten sonra Hz. Peygambere inandıkları yer olarak karşımıza çıkar. Mualla Kabristanı, içerisinde Hz. Hatice de dahil olmak üzere pek çok sahabenin defnedildiği en eski kabristan. Mevlid-i Nebi, Hz. Peygamberin doğduğu ev bulunuyor ve kesinlikle gidilip görülmesi gereken bir yer.

Her şehrin, her ülkenin bir ruhu vardır. Fakat anlattığım bu 2 şehrin ayrı bir ruhu var. Eğer olur da yolunuz buraya düşerse kesinlikle o ruhu hissetmeye çalışın, belki ruhunuza iyi gelir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir